Cildimiz ya da derimiz, Vücudumuzun dışını örten bir duyu organımızdır. Vücudumuzun farklı bölgelerinde değişkenlik gösteren derimizin kalınlığı 1–4 mm arasındadır. En ince deri yapısı göz kapakları ve çevresinde bulunurken, en kalın deri ise ayak tabanımızda bulunur. Bedenimizin ağır tek duyu organıdır. Toplam vücut ağırlığımızın % 15-16’sını cildimiz oluşturur. Cildimizin en büyük işlevi, vücut ısısını ayarlayarak koruyuculuk etmektir. Kılcal damarların büzüşüp genişlemesi ve terleme yoluyla ısı dengesini sağlar. Vücudumuzun anatomik alanlarına bağlı olarak değişmekle birlikte 1 cm²′ lik bir deride ortalama:

  • On kıl folikülü
  • On beş yağ bezi
  • Yüz ter bezi
  • Yarım metre kan damarı
  • İki metre sinir
  • Üç bin adet duyu sinir sonlanması
  • İki yüz ağrı algılayan sinir sonlanması
  • Yirmi beş adet basınç algılayan sinir organı
  • İki adet soğuk algılayan sinir organı
  • On iki adet sıcak algılayan sinir organı bulunur.

Derimiz, vücudumuzu dışarıya karşı koruyan bir kalkan görevi görür. Su dengesini korur, çeşitli antijenlerin, zararlı maddelerin ter yoluyla vücuttan atılımını gerçekleştirir.

Üç farklı katmandan oluşan derimizin alt tabakası sürekli deri hücresi üretir. Üretilen hücreler üst tabakaya hareket haline geçerler. Üretilen yeni deri hücreleri üst tabakaya ulaştıktan belli süre sonra dökülürler. Derinin kendini yenileme süreci ortalama 14-30 gün sürer. Bu yolla cilt kendini sürekli yenileyen bir organdır demek yanlış olmaz. Güneş ışını D vitamini üretiminde temel içeriktir deri güneş ışınlarını alır.

Cildimizin en üst tabakası olan epidermiste pigment adı verilen ve boya maddesi melanini üreten hücreler vardır. Melanin deriye rengini verir ve cildimizi güneşin zararlı ışınları olan mor ötesi (ultra-viyole) ışınlarından korur. Mor ötesi ışınına maruz kalınan süre uzadıkça daha çok melanin salgılanarak derinin rengi koyulaşır (bronzlaşmak) ve böylece zararlı ışınların derimizin alt kısımlarına ulaşması önlenir. Dermis tabakasında yer alan reseptörler; soğuk, acı, sıcak, basınç, dokunma gibi duyuların alınmasını sağlar.

Epidermisin altındaki orta tabaka olan dermis tabakası, derimizin yüzde 90’ını oluşturur. Bu tabakada kollajen ve elastin bulunur. Bu lifler deriye elastikliğini ve kuvvetini verir. Yaşlandıkça dermis incelir ve deri gittikçe şeffaflaşır, elastikliği azalır ve kırışmaya başlar.

Derimiz sağlıklı ve temiz olduğu sürece görevlerini tam olarak yerine getirir. Derimizin sağlığı için; dengeli beslenme, uygun giyinmek, temiz hava, spor, yeterli dinlenme, uyku, güneş banyosu, ılık su-sabun ile yıkanma son derece önemlidir. Zamanla cildimiz salgıladığı ter ve yağ ile örtülür. Buna; çevreden gelen toz, kimyasal maddeler, ölü epitel hücreleri ve mikroorganizmalar da karışarak ‘kir’ adı verilen karışım meydana gelir. Kir deriyi kaplayarak derinin gözeneklerini, ter bezi ve yağ bezi kanallarını tıkar. Kirin vücuttan uzaklaştırılmadığı hallerde derimiz, solunum ve boşaltım görevlerini yapamaz.

Derimizin sağlıklı işlevlerini yerine getirebilmesi; vücudumuzun sağlıklı olmasına bağlı olmakla birlikte, nem oranının sürekli dengede olması, temiz tutulması, hava alması ve güneşle uygun hallerde temas etmesi durumunda mümkün olur.