Derinin temel yapısında üç farklı kat vardır.

  • En dış tabaka olan ‘Epidermis’
  • Orta tabaka ‘Dermis’
  • En alt tabaka ‘Hipodermis’

Epidermis:

Derinin en dış tabakasıdır. Derinin yenilenmesi (rejenerasyon) bu bölümde gerçekleşir. Epidermis, kompleks ve yapışkan bir zar (bazal membran) üzerinde tutunur. Bazal Membranı oluşturan kompleks ve yapışkan madde, katlar arasında yapışmayı sağlar. Epidermis dermise ince fibrillerle bağlanmıştır. Bazal membran, epidermise ihtiyacı olan oksijen ve besin maddelerinin taşınmasını bu yolla sağlar. Doğrudan kanlanması olmayan Epidermis bu membran sayesinde canlılık fonksiyonlarını idame ettirir.

Epidermisteki hücrelerin büyük bir çoğunluğunu keratinositler oluşturur. Keratinositler bazal tabakada üretilir ve üst tabakalara doğru ilerleme eğilimindedir. Bu ilerleme esnasında, ‘keratin’ sentezi başlar. Keratinositler, granüler tabakaya eriştiğinde, keratin sentezi tamamlanır. Sentezin tamamlanması sonucunda çekirdekleri kaybolur (Ölürler). Bu hücreler, boynuzsu tabakayı (stratum corneum) meydana getirirler. Ölü hücreler büzüşmeye devam ederek korneositleri oluştururlar. Korneositler, deri yüzeyine doğru hareket etmeye devam ederek derinin temizlenmesi esnasında dökülürler. Bu olaya ‘deskomasyon’ adı verilir. Bir keratinositin bazal tabakadan deri yüzeyine kadar olan yolculuğu yaklaşık dört hafta sürer. Bu işlem sedef hastalığında (Psoriasis) çok hızlıdır. Tüm olay dört günde tamamlanır.

Stratum korneumdan sürekli olarak ölü keratinositler döküldüğü için epidermisin hücre yapısını sağlamlaştırmak ve dengelemek için bazal tabakada sürekli yeni hücrelerin yapımı gereklidir. Yeni hücre yapımı hücre bölünmesi (mitos) ile gerçekleşir.

Epidermisin kalınlığı, cinsiyet ve vücudun anatomik yüzeyine bağlı olarak değişir. Farklı yüzey katmanlarından oluşan epidermis tabakasının yapısını oluşturan katmanlar şunlardır:

  • Stratum Bazale: (bazal hücre katmanı): Silindirik hücrelerden yapılı, kolonlar hâlinde dizilmiş bir sıra canlı hücreden yapılmıştır. Epidermisin diğer katlarını oluşturan katmandır. Bu kısım epidermis ile kutis arasında sınırdır. Bazal hücreler arasında melanosit denilen ve derinin renk maddesi olan melanin yapan hücreler bulunur. Bazal katmandaki hücre çoğalma faaliyeti bilhassa dinlenme ve uyku sırasında olur. Kasların çalışmaları sırasında bu faaliyet en azdır. Hücreler bu bazal tabakanın üst katlarına 15–28 gün içinde çıkar. Bazal katman hücreleri içine ve arasına ancak yağda ve suda çözünmüş maddeler nüfuz edebilir.
  • Stratum Spinozum: Bazal katmanın üzerinde, deri yüzeyine paralel olarak yerleşen 6–7 sıra polygonal (dikenli) hücrelerden yapılmış katmandır. Bu hücreler birbirine prostoplazmik (hücre zarı) uzantılarla bağlıdır. Hücreler arası boşluklarda lenf bulunur.
  • Stratum Granulosum: Dikenli hücreler katmanı üzerinde iki üç sıra ip şeklinde hücrelerden yapılmış stratum granulosum bulunur. Buradaki hücreler atrofiye (zayıflamış) olmuş durumdadır. Hücreler arasında köprüler bulunmaz.
  • Stratum Lucidum: Stratum granulosum’un üstünde, çekirdeksiz görülen hücrelerden oluşan stratum lucidum bulunur. Buradaki hücreler çok yassılaşmıştır. Yassı, saydam hücrelerden oluşan bu katman belirgin biçimiyle yalnızca avuç içi ve ayak tabanında bulunur.
  • Startum Corneum: (boynuzsu katman): Stratum lucidum’dan sonra lameller hâlini almış ve müvesi (çekirdeği olmayan) bulunmayan hücrelerden oluşmuş stratum corneum’dur. Bu hücreler ölüdür. Bu katmandaki hücre sayısı, kişinin yaşına ve derinin muhtelif bölgelerine göre değişir. Alttaki hücreler birbirine bağlı oldukları hâlde üsttekilerle bağlar gevşemiştir ve dökülmeler görülür. Bunlara ölü hücre yani keratin denilir. Bu olay, normalde hemen hemen hiç fark edilmeden olur. Stratum corneum zedelenme ile bozulduğunda ve ortadan kalktığında cilt koruyuculuğu yok olur.

Katlar arasında, diziler hâlinde birbirine bağlı kıvrımlar ve meme başı gibi kabartılar vardır (dermal papilla.) Bunların derinliği ve sayısı, travma olasılığı yüksek bölgelerde yerlerde artar. Dermal papillanın çizgileri parmak izini oluşturur.

Epidermiste dört tip hücre vardır.

  • Keratinosit: Keratinositler, epidermisteki hücrelerin % 80-95’ini oluştururlar.
  • Melanositler: Epidermal (epidermisle ilgili) hücrelerin % 1’ini oluşturur. Bazal tabaka bölgesinde yer alırlar. Melanin pigmenti sentezlerler. Melanin, deriyi zararlı güneş ışınlarından korur ve karakteristik deri rengini verir.
  • Lengarhans hücreleri: Epidermal hücrelerin % 4 ’ünü oluşturur ve derinin savunma sisteminde rol alır. Deri yoluyla gelen zararlı maddeleri yakaladıkları ve lenf bezlerine giderek bu antijenleri bağışıklık sistemine teslim ettikleri düşünülmektedir.
  • Merkel hücresi: Bu hücreler genellikle el içi ve ayağın altında kalın deride bulunur. Hissetme olayında rolü vardır. Çevresindeki keratinositler dezmozomlarla bağlanmıştır.
  • Dezmozom: Hücreler arası yapışmayı sağlayan, mekanik direnci artıran kalsiyuma bağlı hücre yüzeysel değişmelerdir.

derinin-yapisiDermis:

Kutis olarak da adlandırılan derinin orta tabakasıdır. Kıl folikülleri, ter bezleri ve yağ bezleri bu bölümde bulunur. Bu tabaka, epidermisin altında yeralır ve bağ dokusundan meydana gelmiştir. Epidermisin yapısından daha kalın ve epidermisle iç içe geçmiş durumdadır. Kutis katında, epidermiste olduğu gibi muntazam bir hücre sırası yoktur. ‘Kollajen’ ve ‘Elastin’ dermiste bulunan iki protein olup deriye destek ve esneklik sağlar. Bu proteinleri üreten fibroblast adı verilen hücreler de dermiste yer alan hücrelerdendir. Burada deri yüzeyine paralel seyreden ve demetler hâlinde rastlanan kollajen bağ dokusu lifleriyle bu lifler arasında şeritler hâlinde görülen elastiki lifler ve aralarında gelip yerleşmiş değişik hücreler ana çatıyı teşkil ederler. Derinin elastikiyeti için elastin bağ dokusu, sağlamlığı için kollajen bağ dokusu görev yapar.

İki alt katmanı bulunmaktadır.

  • Papiller tabaka; epidermisten sınırları belirgin olan bu tabaka gevşek bağlı doku, sinir lifleri, kılcal, su ve büyük miktarda fibroblastlar içerir. Kolajen lifler daha ince bir ağ tabakası içermektedir.
  • Retiküler tabaka; dermisin alt kısmını oluşturmakta ve alt tabakaya (hypodermis) geçiş alanıdır. Daha yoğun ve kalın bir lif ağına sahiptir ve daha az sinir lifleri ve kılcal içerir. Bu alt katmanda kolajen lifleri kalın demetler halinde toplanır ve çoğunlukla cilt yüzeyine paralel hizalanmıştır.

Üst deriye sınır olan kısımda serbest yağ dokusu vardır. Ayrıca kan ve lenf damar ağları, sinirlerin sonlanma yerleri, kıl ve kökleri, ter ve yağ bezleri vardır. Bunlar, epidermiste olan değişik türdeki sıcak, soğuk, acı, basınç gibi çevreden gelen etkileri algılar.

Deride yaşlanmayla birlikte incelme görülür. Su ve yağ miktarı azalır. Elastik liflerde ve kollajende azalmayla birlikte derinin elastikiyeti kaybolur, dayanıklılığı azalır ve ciltte yaşlanma buna bağlı olarak gelişir.

Hipodermis:

Derinin adipositlerden (yağ hücreleri) oluşan en alt tabakasıdır. Cildimizi en altta bulunan kaslardan ve kemiklerden ayıran tabakayı oluşturur. Vucüdun hangi bölgesinde olduğuna bağlı olarak değişen kalınlık yapısına bağlı olmakla birlikte, toplam ağırlığın %15-30’unu oluşturur. Cildin beslenme deposudur. Zengin yağ hücreleri ihtiva eder. Yapısı oldukça kaba ve gevşektir. Kan ve karbonhidrat yönünden zengindir. Kalın yağ tabakası, soğuğa karşı iç kısımları izole eder. Organizmayı şoka karşı koruyan bir tampon özelliğine sahiptir.

Epidermis ve kutis yani dermisin kalınlığı yaşa göre değişirken, hipodermisin kalınlığı beslenme şartlarına göre değişir. Diğer bir deyişle şişman olmak ya da zayıf olmak, bu tabakanın inceliğine ve kalınlığına bağlıdır. Adiposit lobülleri arasındaki bağlantılar zamanla yok olur ve doku sarkması meydana gelir.